Bir Garip Filozof : Aristoteles Kimdir?

Aristoteles kimdir

Bildiğiniz üzere felsefe terimi ve bilimi Antik Yunan döneminde ortaya çıkmıştır. Ve bu nedenle dönemin ilk düşünürleri ve filozofları Antik Yunan çağında kendilerini göstermişlerdir. Bu dönem birçok bilimsel alanda düşüncelerin geliştiği ve günümüze kadar süregelen fikirler topluluğunu yaratmıştır.

Antik Yunan döneminde fizik, gökbilim, zooloji, felsefe, mantık, biyoloji, politika gibi alanlarda bir hayli yapıt vermiş olan Aristo, dünya üzerinde en çok bilinen feylesoflardan biridir. Akılcı ve açık yaklaşımı ve ilmi düşünceleri ile felsefede mantık ve gerçekçilik lideri olarak görülmektedir. Felsefeyi ve bilimi kategorilere ayıran veyahut sistematize eden ilk kişi olması ile birlikte, fizik ve diğer alanlardaki görüşleri ile Ortaçağa felsefesini temellendirmiştir.

Aristo’nun Hayatı

Makedonya hudutlarında yer alan, Khalkis’deki Grek Sömürgeleri’nden olan Stageira kasabasında, Makedonya kralının özel hekimi Nikomakhos’un erkek çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Erkek çocuğu Aristo’nun eğitimine büyük önem veren Nikomakhos, onun da kendisi gibi bir hekim olmasını amaçlıyordu. Dönem itibari ile doktor yetiştiren müessese ve kuruluşun olmamasının da tabii bir neticesidir. Doktorluk mesleği bu şekilde babadan oğula aktarılarak süregelen bir meslekti.

Aristo’nun babasının can vermesi ile beraber doktor olma hayalleri de suya düştü. Annesi Phaestis’i de hemen hemen peşinden kaybeden Aristo, amcası Proxenus tarafından büyütüldü. 18 yaşındayken eğitimini bitirmek kasıtı ile Atina’ya gider ve Atina’da tanınmış feylesof Platon’un kurmuş olduğu akademide ders almaya başlar. Araştırma ihtirası, dehası ve olaylara getirdiği analiz etmeler ile Platon’un en gözde talebelerinden biri olmayı muvaffak olarak, sonraki senelerde bu akademide retorik ve diyalektik dersleri vermeye başlamıştır. Akademiyi kurarak belli bir evreye kadar getiren Platon’un ölümünün hemen peşinden yerini Aristo’nun pek sevmediği Speusippus aldı.

Platon akademide geri tasarıda kaldığı için olacak Yüksekokul’yi ayrıldı. Sonrasında, son zamanlarda Biga Yarımadası olarak geçen Troas bölgesinde ki Assos şehrine, yöre hükümdarı Hermias tarafından politik danışmanlık için öneri gelir. Aristo 20 yıl süresince kaldığı Atina’yı ayrılarak bu teklifi kabul eder. Bu şehirde bulunduğu dönemde özgün bir okul açarak burada yaşambilim alanında çalışmalar yürütür. Ayrı olarak Hükümdar Hermias’ın kızı ile izdivaç ederek Pythias isminde bir kız çocukları olur. 10 sene kadar vakit sonra karısını kaybeder. Bir grup felsefeci ile bir araya gelerek anatomi ve canlı yapısı üzerine araştırmalar yapmıştır. Bu çalışmalar tarihe ışık tutmuştur.

Kraliyet üzerine bir kitap yazarak, Siyaset isimli yapıtının 7. kitabını bitirdi. 7. kitabının ilk 12 bölümünde Hükümdar Hermesias’a göndermeler yaparak öğütler verir. Bu kitaba göre izdivaç etme yaşı erkekler için 37 kadınlar için ise 18 olmalıdır. Aristo’nun buradaki süreci kimi siyasi ve siyasi olaylar yüzünden bitmiştir.

Persler buraya saldırıda bulunarak hükümdarı ele geçirmiştir. Makedonya’ya kaçmak için şehri terk eden Aristo, rotası üzerindeki Lesbos adasında kalarak burada 4 yıl yaşamıştır. Burada diğer felsefeciler ile yürüttüğü çalışmalarına devam etmiştir. Bundan sonra Makedonya’da sulhun sağlanması ile beraber oraya dönmüş ve burada 7 yıl boyunca kalmıştır. Makedonya kralı Philippos sarayına gelerek erkek çocuğu İskender’in eğitimini üstlenmiştir.

Aristoteles-Kimdir
Aristoteles-Kimdir

Philippos ölünce erkek çocuğu İskender tahta geçmiş ve bütün gücünü sulh için harcamaya çalışmıştır. Aristo’yu yüksekokul kurması için destekler. Aristo Peripatos’u kurar ve hocası Platon gibi burada dersler vermeye başlar. Büyük İskender Asya seferinde ölünce Atina şehrinde Makedon karşıtı bir dalga açığa çıkmıştır. Aristoteles bu sebepten dine saygısızlık şeklinde suçlamaların mağduru olmuştur.

Aristo Sokrates’in yazgısını paylaşmayıp, Atina’yı terk eder. M.Ö. 322 yılında 63 yaşındayken hayata veda eder.
Aristo, yaşadığı sıkıntılı döneme kıyasla, yaptığı çalışmaları ile, şuan dahi geçerli olan temel çağdaş bilimin, nerede ise her alanı için, insana binlerce yıl öncesinden rehberlik etmeyi muvaffak olabilmiştir. Onun yaptığı bir takım çalışmaların ehemmiyeti ve değeri yaşamış olduğu dönemden çok sonraları anlaşılabilmiştir. Gerek felsefeci ve düşünür kimliği, gerekse bilim insanı istikameti ile ilim ve bilime bu denli ışık tutmuş olan bir adamın, dünyanın en tanınmış kişi insanlarından biri olması gerçeği, inkar edilemez.

Aristo’nun Çalışmaları

Aristo mantık konusunda çalışmalar yaparak Organon isimli ve 6 bölümden oluşan bir kitapta bir araya getirmiştir.
Tabiat ve evren üzerine iddia etmiş olduğu fikirleri Sema Üzerine, Meteoroloji Üzerine, Oluş ve Bozuluş Üzerine, Fizik isimli kitaplarında bir araya getirmiştir.

Aristo’nun 7 kitaplık serisinin 1. ve 2. kitabında oluş ele alınmıştır. Evren tasarımını oluş üzerinden değerlendirmeye çalışmıştır. 3. ve 4. kitaplarında ise, devinimi tanımlayarak oluşun, bozuluşun, artmanın veyahut azalmanın ne şekilde ilerlediğini ele alır. Sonsuzluk kavramını inceler ve yer, vakit kavramları ile ilgili tartışmalar yürütür. 5. Ve 6. Kitaplarında değişimi ve bir değişim türü olarak hareket tanımlar ve bunları sınıflandırır.

Son kitabında ise hareket eden ve hareket ettiren arasında ne gibi bir ilişki olduğunu mantık yürüterek izaha çalışır.
Aristo tabiat üzerine çalışma yürütmüş olan ilk insanlardan biridir. Hayvanlar üzerinde yaptığı araştırmalar neticeninde çıkan belirtileri Hayvan İncelemeleri, Hayvan Bölümleri, Hayvan Türeyişi Üzerine olmak üzere3 değişik kitapta toplamıştır.

Bu çalışmaların doğru tespitlerden oluştuğu gerçeği ancak 19. Yy da anlaşılmıştır. Bu çalışmaları ile temel sınıflandırmayı da ampirik sınıflandırma olarak yapmıştır. Bu sınıflandırmada hayvanlar suda, karada ve havada yaşayanlar olarak ele alınmıştır. Nebatlar ise yayılır, çalılar ve ağaçlar şeklindedir.

Aristo’nun Sözleri
*En büyük zafer insanın kendine karşı kazanacağı zafer olduğu için isteklerini ele geçirmek düşmanlarına saldırmaktan daha iyidir.
*Bilgili olmak tek başına akıllı olmaya yetmez; akıllı olmak için bilgileri uygulamada doğru şekilde kullanmak gerekir.
*Bazıları tıpkı birinin sıhhatli olmasını isteme sıhhatli olmaya yetecekmiş gibi, arkadaş olmak istemenin de arkadaşlığa yeteceğine inanıyor.
*Mutluluk, erdem ve ciddi bir gayretin ürünüdür, hayat şakaya gelmez.
*Cahil insan daimi konuşur, bilge insan ise sualler sorar ve düşünür.

Bibliyografi:
Aristoteles Kimdir? / Filozoflar / Felsefe.Gen.TR
https://aklinizikesfedin.com/aristotelesin-5-muhtesem-sozu/
http://gelisenbeyin.net/aristotales.html
Aristoteles-Siyaset, Remzi KitabeviÖzetle;

Aristoteles’in hayatı ve eserleri

Aristoteles, MÖ 384/3 dolaylarında Stageira’da doğmuş, daha genç yaşlarda Atina’ya gittikçe Platon’un Akademia’sına girmiştir. Akademia’da yirmi senesi aşkın bir müddet kalan ve bu müddette hocası Platon’dan etkilenen Aristoteles daha sonra sırasıyla Assos’ta ve Midilli’de okullar kurmuş, dersler vermiştir. MÖ 343/2 dolaylarında Büyük İskender’in özel hocası olmuştur.

Makedon sarayıyla kurduğu yakın ilişki Atina’da her zaman şüpheyle karşılanmış hem de bu yüzden Atina’ya ayrılmak zorunda bile kalmıştır. Aristoteles MÖ 335/4 dolaylarında yine Atina’ya dönerek Liseum isimli okulu kurmuş ve burada ehemmiyetli felsefi etkinliklerde bulunmuştur.

Aristoteles farklı konularda birçok ehemmiyetli eserler vermiştir. Tüm felsefe tarihinde bunca farklı konuda bunca ehemmiyetli eser kaleme alabilmiş başka bir isim yoktur. Aristoteles’in, başta gelen eseri şüphesiz mantık disiplinini sanki tek başına yaptığı Organon isimli eseridir. Bu eser Kategoriler (Kategoriai), Peri Hermeneias (Önerme Üzerine), I. Analitikler (Analytika I), II. Analitikler (Analytika II), Topikler (Topika) ve Sofistik Çürütmeler (Peri Sophistikon Elegkon) isimlerini taşıyan altı kitaptan oluşur ve akıl yürütmenin dayandığı temel ilkeleri inceler. Doğa ötesi, Aristoteles’in “İlk Felsefe” (prote philosophia) olarak adlandırdığı varlık meselelerini ele alan hacimli bir yapıttır.

Bunun dışında tabiatı incelediği Physika (Fizik), hayvanları ele aldığı Peri ta zoa historia (Hayvanlar Üzerine), ruh meselenini ele aldığı Peri Psykhe (Ruh Üzerine), ahlak meselelerini ele aldı- ğı Ethika Nikomakhea (Nikomakhos Ahlakı), Ethika Eudemeia (Eudemos Ahlakı), devlet ve politika meselelerini ele aldığı Siyaset ve Athenaion (Atinalıların Devleti), hitabeti ele aldığı Rhetorika ve sanat konularını ele aldığı Poetika isimli yapıtları kaleme almıştır. 

Aristoteles’in varlık anlayışı

Aristoteles de tıpkı Platon gibi tabiattaki tüm değişime karşın değişmeksizin kalan bir öz, form veyahut bulunması gerektiğini düşünmekteydi. Fakat formu ya da ideayı görünür şeylerden ayrı görmedi, görünür şeylerde içkin olduğunu, görünür şeylerde kendisini dışa vurduğunu ve onlara biçimlerini kazandırdığını müdafaa etti. Aristoteles, maddenin form sayesinde gerçeklik kazandığını, form sayesinde biçimlenip belli niteliklere büründüğünü düşünmekteydi.

Buna karşılık formun da ancak maddede kendisini gerçekleştirebileceğini, madde olmasaydı, formun kendisini hiçbir zaman açığa koyamayacağını müdafaa etmekteydi. Ona göre form kazanmamış, formun kendisini gerçekleştirmediği madde varlık kazanmış sayılamazdı. Aristoteles’e göre varlık kazanma süreci, başka bir deyişle “oluş” (genesis) maddede gizil hâlde bulunan formun edimselleşmesidir.

Her şey, kendi formunu, özünü olası olduğunca mükemmelleştirmek, bitirmek emeline yönelmiştir. Tüm varlıklar, formun edimselleşme derecesine göre aşağıdan yukarıya doğru sıralanırlar. En altta, formun pek az edimselleştiği maddeler, başka bir deyişle cansız varlıklar, en üstte mutlak form olan başka bir deyişle tamamiyle edimselleşmiş olan Yaradan durur. Yaradan hareket etmeyen hareket ettiricidir. 

Rastgele bir şeyin veyahut bir bütün olarak evrenin olmasını sağlayan başlıca dört neden vardır; parasal neden, formel neden, emel neden ve etker neden. Maddi neden bir şeyin yapıldığı malzeme, formel neden onun biçimi, amaç neden yapılış gayesi, etker neden ise mevzubahis amaç doğrultusunda maddeyi biçimlendiren güçtür.

Form maddede edimselleştiğinde yani görünür evren düzeni olup tikeller varlık kazandıklarında daima belli nitelikleri, yüklemleri ya da kavramları da taşıdıkları görülür. Bunlar; 1. Töz, 2. Nicelik, 3. Nitelik, 4. İlişki, 5. Yer, 6. Zaman, 7. Konum, 8. İyelik, 9. Etkinlik ve 10. Edilginliktir. Bu on kategoriden dokuzu ilinek, biri tözdür. Töz, en genel ifadesiyle “bir şeyi o şey yapan şey” olarak tanımlanabilir.

Aristoteles’e göre doğa araştırması, madde yasalarının, her şeyden önce de hareket yasalarının incelenmesi demekti. Ona göre ne kadar varlık kategorisi varsa o kadar çeşit hareket vardı. Aristoteles’te madde hareket ettirilen, form ise hareket ettirendir. O hâlde, bir şeyde form kendisini ne kadar açığa vurmuşsa ne kadar edimselleşmişse o şeydeki hareket de o ölçüde mükemmelleşecektir. Böylelikle Aristoteles, evreni başlıca üç bölüme ayırır; Ay-altı âlem, yeryüzüdür. Evrenin bu bölümündeki her şey Empedokles’in dört nedeninden, başka bir deyişle toprak, su, hava ve ateşten olmuşlardır ve doğrusal olarak hareket ederler. Gök cisimleri ise tutsak tecrübe et bir maddeden olmuşlardır ve dairesel bir harekete sahiptirler. 

Aristoteles’in mantığı ve bilgi anlayışı 

Aristoteles bilimleri üçe ayırmıştır; Teorik Bilimler, Pratik Bilimler ve Poetik Bilimler. Teorik bilimler bilgiyi, bilginin kendisi yerine, Pratik Bilimler doğru eyleyebilmek için bir araç olarak Poietik Bilimler ise bir şey üretmekte araç kılmak için isterler.

Matematik, fizik, doğa ötesi gibi disiplinler ilkine, siyaset, retorik, taktik gibi bilimler ikincisine, sanat dalları ve zanaatlar üçüncüsüne girer. Aristoteles bunlar dışında bir de mantık disiplininden söz eder ki bu da diğer tüm bilimlerde yol olarak uygulanabilecek olan disiplindir ve asalı da doğru akıl yürütmenin biçimlerini analiz etmek, ilkelerini, kaidelerini belirlemektir. Mantık, en genel ifadesiyle doğru çıkarımlar türetme metodudur ki bunun da iki biçimi vardır; tümdengelim ve tümevarım. Tümdengelim tümelden tikele, tümevarım tikelden tümele varan akıl yürütme biçimidir. Geçerli bir akıl yürütme kesinlikle kendi kendine açık olan temel ilkelere dayandırılmalıdır.

Bu ilkeler üç tanedir; 1) Aynılık ilkesi, 2) Çelişmezlik ilkesi, 3) Üçüncü hâlin olanaksızlığı ilkesi. Aynılık ilkesi her şeyin kendi kendisiyle aynı olduğunu ifade eder (A, A’dır). Çelişmezlik ilkesi, varlık itibariyle, bir şeyin hem A hem A-olmayan olamayacağını, önerme itibariyle düşünüldüğünde ise bir önermenin hem doğru hem yanlış olamayacağını, Üçüncü hâlin olanaksızlığı ilkesi ise varlık itibariyle düşünüldüğünde bir şeyin ya A veyahut A-olmayan olabileceğini, bunun dışında bir tercih olmadığını, önerme itibariyle düşünüldüğünde ise bir önermenin ya doğru ya yanlış olacağını üçüncü bir şıkkın olası olmadığını ifade eder. 

Aristoteles’in ruh anlayışı 

Aristoteles, ruhun parçalarından ziyade değişik yetilerinden söz edilmesi gerektiğini müdafaa etmiş ve ruh göçü öğretilerini tenkit etmiştir. Ona göre ruhun bedenden tümden ayrılıp kendi başına bir hayat sürebileceğini düşünmek doğru değildir Form ile madde katiyen ayrı olmadıkları, birbirlerine bağlı bulundukları gibi ruh ile beden de her zaman bir arada bulunurlar.

Aristoteles, ruhu bir hareket ilkesi olarak görmekte ve maddenin hareketini forma bağladığı gibi bedenin hareketini de ruha bağlamaktaydı. Bu özellikleriyle ruh bedenin hareketinin kaynağı, bedenin son nedeni ve gerçek tözü olmaktaydı. Aristoteles’e göre nebatlar ve hayvanlarda da ruh bulunur. Nebatlarda ruh, yalnızca beslenme ruhu düzeyinde hayvanlarda ise beslenme ruhunun yanı sıra duyum ruhu olarak ortaya çıkar. İnsan ise hem beslenme hem duyum hem de akılsal ruha sahiptir.

Akılsal ruh da edilgin ve etkin akıl olarak ikiye ayrılır. Etkin akıl soyut düşünmenin olup bittiği ebedi bir yapı iken edilgin akıl bedenle bir arada bulunan ve duyular ya da algı yoluyla edinilen bilgilerin toplandığı akıldır. İnsan bu ölümsüz akılsallıkla hayvanlarla Yaradan arasında bir konumda durur. 

Aristoteles’in ahlak ve erdem anlayışı

Platon’da olduğu gibi Aristoteles etiğinde de eylemler daima bir erek doğrultusunda incelenirler ve tüm beşeri eylemler son kertede insanın iyiliği, mutluluğu amacına yönelmişlerdir. Böylelikle Aristoteles’in etik anlayışı da “mutluluk ahlakı” olarak adlandırılır. Aristoteles’e göre iyi olma ya da mutluluk erdeme uygun etkinliklerle ele geçirilebilir.

Erdem, insanın kendi amacına uygun vaziyette olması, doğasına uygun eylemesi, ruhun farklı bölümlerinin doğru biçimde hareket etmesi, bedenin işlevlerini uygun biçimde yerine getirmesine bağlıdır. Eylemin ahlaki değer taşıyabilmesi için gönüllü, şuurlu ve özgür biçimde seçilmiş olması gerekir. Aristoteles’e göre erdemli bir kişilik, insanın özgür seçimleriyle daima erdemi seçerek ve bunu alışkanlık hâline getirerek muvaffak olunabilecek bir amaçtır.

Etik erdemler, insanın istemesinin ve seçimlerinin eğitilmesiyle oluşurlar. Aristoteles’e göre erdem, insanın aşırılıklardan ve eksiklikten kaçması, daima ortayı araması, onu seçenek etmesidir. Yani erdem, tercihlere ait bir huy: Akıl tarafından ve aklı selim insanın belirleyeceğiyle belirlenen, bizle alakalı olarak orta olanda bulunma huyudur.

Aristoteles etik erdemlerin yanı sıra bir de dianoetik erdemlerden söz eder. Zaruri ve ezeli-ölümsüz şeylerin bilgisi olan bilim, şeyleri nasıl alana getireceğimizin bilgisi olan sanat, bilimin kendilerinden hareket ettiği ilk ilkelerin bilgisini veren sezgisel akıl, insan hayatının emellerinin nasıl sağlanabileceğinin bilgisini veren pratik bilgelik ve sezgisel akılla bilimin birliğini ifade eden felsefi başka bir deyişle teorik bilgelik dianoetik erdemleri oluşturur.

Aristoteles, adalet bahsine ise sözcüğün iki ayrı mananını ayırarak başlar; 1) Yasaya uygun olan 2) Doğru ve eşit olan. İlk mana adaletin tümel, üniversal kullanımına karşılık gelir. Bu ikincisi de kendi içinde ikiye ayrılır; 1) “Dağıtıcı” veyahut “hisse edici” adalet, 2) “Düzeltici” adalet. Dağıtıcı adalet sitenin veyahut toplumun kazançlarını, kazançlarını yurttaşlar arasında adaletli biçimde hisse etmek asalına dayanır. Düzeltici adalet ise yurttaşlar arasında baş gösteren anlaşmazlıkların giderilmesi suçların cezalandırılması asalına dayanır. 

Aristoteles’in toplum ve politika anlayışı

Platon gibi Aristoteles de insanı toplumsal bir varlı k olarak görmüş, onu her zaman içinde yaşadığı toplumla beraber düşünmüştür. İnsanın kendi iyisine ve mutluluğa erişebilmesi ancak devlet ve toplum hayatı içinde olasıdır. Devlet de insanın mutluluğu için vardır. Devlet de tıpkı tabiatta varolan şeyler gibi natürel bir varlıktır zira insanın natürel ihtiyaçlarından ve eğilimlerinden doğmuştur ve insan tabiatı gereği toplumsal ve siyasal bir hayvandır.

İdeal site nüfus ve toprak itibariyle emelini gerçekleştirecek büyüklüktedir ve rençperlerden, zanaatkârlardan, zengin tüccarlardan, askerlerden, din adamlarından ve yargıçlardan oluştur. Devlet büyük bir eğitim müessesesi olarak yurttaşlarını akli ve ahlaki bir eğitimden geçirir.

Aristoteles kendi çağındaki site düzenlerini üç iyi, üç kötü olmak üzere altıya ayırmıştır. Kraliyet, aristokrasi ve politi kamunun faydasının gözetildiği sıhhatli rejim türleri olarak değerlendirilirken tiranlı k krallığın, oligarşi aristokrasinin, demokrasi ise politinin yozlaşık ve bozulmuş hâli olarak incelenir. Aristoteles krallığın ve aristokrasinin en ideal rejimler olabileceğini müdafaa etse da bu rejimleri sıhhatli biçimde işletecek bilge yöneticiler bulmanı n güçlüğünden dolayı politiyi en gerçekleştirilebilir rejim olarak destekler. Platon’un Devlet’te çizdiği ülkücü tabloya karşılık Aristoteles oranla gerçekçi politik öğretiler geliştirmiştir.

ARİSTOTELES MEŞHUR SÖZLERİ

  • Adalet ilkin devletten gelmelidir. Çünkü hukuk, devletin toplumsal düzenidir.
  • Akıllı insan düşündüğü her şeyi söylemez, fakat söyleyeceği her şeyi düşünerek söyler.
  • Alçak olan kimse düşmekten korkmaz.
  • Arzu bir şeyi istemek veya söylemektir.
  • Arzu öyle bir şeydir ki, hiç doymak bilmez; birçok insanın hayatı, arzuları doyurma yollarını aramakla geçer.
  • Aynı fikirler bu dünyada bir değil, iki değil, sayısız defa boy gösterirler.
  • Bilim, iyi zamanlarda servet, kötü zamanlarda bir sığınak ve iyi bir yol göstericidir.
  • Bütün; başı, ortası ve bir sonu olandır.
  • Bir ‘dost’ kimdir? İki vücutta bulunan tek bir ruhtur.
  • Birçok kişinin yaşamı, isteklerini doyurma yollarını aramakla geçer.
  • Bilge kişi zevk aramaz, kaygı ve acılardan uzak durur.
  • Bilgi doğuştan akılda yoktur, ama akıl bilgiyi üretecek kapasitededir.
  • Bütün insanlar doğaları gereği bilmek isterler.
  • Bütün insanların düşüneceği bir akli vardır ve kullanmasını bilmek gerekir.
  • Bir şeyi yapma gücümüzde saklı olan, bir şeyi yapmama gücümüzde saklıdır.
  • Cesaret kuvvetle birleşince birazcık artar.
  • Çünkü doğaya güvenilir, paraya değil.
  • Çok süslenenlere bakın; hepsi de gizlenmek istiyordur.
  • Demokratik devletin temeli özgürlüktür.
    • Politika
  • Devlet adamıyla devlet, kralla uyrukları, aile reisiyle ev halkı, efendiyle köleleri arasındaki ilişkilerin hep aynı olduğunu sanmak yanlıştır. Aralarında yalnızca büyüklük değil, nitelik farkı da vardır.[1]
  • Dünya bir hücredir, seni yalnızlığa iten fakat seni düşündürüp olgunlaştıran ortam da olabilir.
  • Demokrasi despotizmin en ileri şeklidir.
  • Devlet birçok kişi tarafından yönetilirse bu ona, tıpkı giderleri toplulukça kaynaklanan şölenin tek kişinin hazırlayacağı bir şölenden daha üstün olması gibi bir üstünlük sağlar. Onun içindir ki çoğunluk, birçok durumda, her kim olursa olsun tek bir kişiden daha iyi bir yargıçtır. Ayrıca çokluk daha güç bozulur ya da kıstırılır. Kötü bir anında olan ya da konuya ilişkin çok güçlü duyguları bulunan bir kişinin yargısı ister istemez çarpık olacaktır. Öte yandan, bir kitlenin yargıda bulunması durumunda, kitleyi oluşturan her kişinin aynı anda duygulara kapılmasını ve yargısını çarpıtmadan ayarlamak güçtür.
  • Dost; kişinin ikinci benliğidir.
  • Dostlar! Dost yoktur!
  • Dost kara günde belli olur.
  • Erdem ve kabiliyet yönünden üstün olan kimselerin arkasından gitmek ve onlara uymak doğrudur.
  • Erdem bilincine sahip olmak yeterli değildir. Erdeme erişmek için ya da iyi insan olmak için çaba göstermeliyiz.
  • En büyük suçlar, gerekli olanı değil de fazla olanı elde etmek için işlenir.
  • En üstün şey metafor ustası olabilmektir; başkalarından öğrenilemeyecek tek şey budur. İyi metafor, benzeşmeyenler arasındaki benzerliğe karşı sezgisel bir algı gerektirdiğinden, aynı zamanda dehanın da göstergesidir.
  • Eğitimin kökleri acı, meyveleri tatlıdır.
  • Eğitim görmüş aklın işareti, herhangi bir düşünceye onu kabul etmeden önce açık olmasıdır.
  • En büyük suçlar yokluktan değil çokluktan doğar. Kimse başını sokacak yer bulabilmek için zorba olmaz.
  • Fazileti olmayan insan, hayvanların en kirlisi, en vahşisi, en muhteris ve en doymak bilmez olanıdır.
  • Felsefe kişilerin yaşamı merak etmesinden doğar. Yaşamı en çok merak eden çocuklardır.
  • Flüt, iyi ahlaki etki yaratan bir enstrüman değildir. Fazla heyecan verir.
  • Gerçek mutluluk mal ve mülke sahip olmak ile değil, akıl ve erdeme sahip olmak ile mümkündür.
  • Gerçek bir arkadaş, iki gövdede yaşayan bir ruhtur.
  • Gerçek arkadaşlık iki bedende bir ruhtur.
  • Herkes en fazla kendi çıkarını, en az başkalarının çıkarını düşünür.
  • Her alanda konunun doğal yapısı izin verdiği ölçüde kesinlik aramak, eğitim görmüş kişinin özelliğidir.
  • Hukuk her şeyin üzerinde olmalıdır.
  • Her devinim, ne denli hızlıysa o denli devinimdir

Omnis motus, quo celerior, ro magis motus

  • Hiç kimse rastlantıyla ya da onun aracılığıyla doğru ve akıllı olmaz.
  • Hiçbir dahi, biraz çılgınlık karışımından yoksun olamaz.
  • Hayatı bir şölen sofrası gibi bırakmalı, ne susuz ne de sarhoş olarak.
  • Her kişi öfkelenir, bu çok kolaydır; ancak tam istenilen kişiye, tam ölçüsünde, tam zamanında, tam yerinde, tam yöntemince öfkelenmek, ne herkesin yetkinliğindedir, ne de kolaydır.
  • Hükümetlerin alınyazılarını belirleyenler, her zaman silah taşıyanlardır.
  • İlim tümeli, tarih tikeli, sanat olanaklı olanı bildirir.
  • İnsanlar arzularına son olmadığı için, bu arzuları tatmin edecek vasıtalara da son olmamasını isterler.
  • İyi, basit; kötü ise çok yönlüdür.
  • İnsanları iyi yapan yasalardır.
  • İyi iki anlama gelir: Birisi mutlak iyidir. Diğeri ise birisi için iyi olandır.
  • İnsanoğullarının yönetimi sanatı üzerinde düşünen herkes, devletlerin geleceğinin gençlerinin eğitimine bağlı olduğu konusunda ikna olmuşlardır.
  • İlkeler ya da ilk nedenler bilimidir felsefe.
  • İyiliğe gücün yetmezse, kötülük etme.
  • İnsan düşünen bir hayvandır.
  • İradene hakim fakat vicdanına esir ol.
  • İşler, iş olarak şerefli veya şerefsiz diye ayrılmazlar. Yapılışlarındaki maksada göre şerefli veya şerefsiz olurlar.
  • İyi rejimler arasında demokrasi en kötüsüdür, ancak kötülerin en iyisidir.
  • İnsan politik bir hayvandır.
  • İsteklerini tutsak al, vicdanına tutsak ol.
  • İnsan, doğası gereği siyasi hayvandır.
  • İnsanlar bir açıdan iyi pek çok açıdan kötüdür.
  • İnsanın içinde olanlar dışında anlam buluyor.
  • İnsan ve hayvan arasındaki tek fark düşünmektir düşünebilene.
  • Kalite bir yasa değil bir alışkanlıktır.
  • Kanun düzendir, iyi kanun iyi düzendir.
  • Kimi ister, kimi verir; doğa ile insan bir bütündür.
  • Kimilerinin gerçekten özgür olabilmesi için ötekilerin köle olması gerekir.
  • Kimse, korktuğu adamı sevmez.
  • Kimse tesadüfle veya onun vasıtasıyla doğru ve akıllı olmaz.
  • Mevkilerini para ile satan kimseler, masraflarını geri almak yoluna düşerler.
  • Mutlu olmak kendi kendine yeter olmak demektir.
  • Mutluluğun özü, bizdeki tam bilgi ve ruh doğruluğudur.
  • Tek mantık düşünebilmekse; evet, akıllıyız.
  • Mizahın sırrı şaşırtmasıdır.
  • Okuyup yazanla okumayıp yazmayan arasındaki ayrılık, ölülerle diriler arasındaki ayrılık kadardır.
  • Ortak tehlikeler, birbirlerinin can düşmanı olanları bile birleştirir.
  • Platon’u severim ama gerçeği daha çok severim.
  • Pisagoryenler dünyayı ve üstündeki her şeyi, üç sayısının belirlediğini söyler.
  • Ruhun güzelliği bedenin güzelliği kadar çabuk görünmez.
  • Sözün en güzeli, söyleyenin doğru olarak söylediği, dinleyenin de yararlandığı sözdür.
  • Sabır acıdır, fakat meyvesi tatlıdır.
  • Sevmek acı çekmektir, sevmemek ölmek.Sevmek zevktir ama yalnız sevilmenin hiçbir zevki yoktur.
  • Sıradan insanlar gibi konuş, bilge adamlar gibi düşün; böylelikle herkes seni anlasın.
  • Sürekli yaptığımız şey neyse, biz oyuz. O halde, mükemmellik bir eylem değil, bir alışkanlıktır.
  • Sanatın amacı, varlıkların dış görünümlerini değil, onların içsel önemlerini temsil etmektedir.
  • Şiir, daha felsefidir ve ciddiye alınmayı tarihten daha çok hak eder.
  • Şiir tarihten daha iyi ve felsefeldir. Şiir evrensel olanı; tarih bir konuyla ilgili olanı açıklar.
    • Poietika

Tek bir kırlangıç ile yaz gelmez, ne de bir tek güneşli günle; ne tek bir gün, ne de tek bir kısa an insanı mutlu ve kutlu yapmaz.

  • Tek bir kırlangıç ile yaz gelmez, ne de bir tek güneşli günle; ne tek bir gün, ne de tek bir kısa an insanı mutlu ve kutlu yapmaz.
    • Nikomakhos’a Etik, 1098a:17
  • Tek istikrarlı devlet, tüm insanların yasa önünde eşit olduğu devlettir.
  • Tekrar tekrar yaptığımız şeyiz biz. Dolayısıyla mükemmeliyet bir eylem değil, alışkanlıktır.[3]
  • Tanrılar da şakalara bayılır.
  • Tüm insanlar, doğaları gereği bilmeyi arzular.
  • Umut, uyanık adamın rüyasıdır.
  • Umut insanı uyandıran bir rüyadır.
  • Utanç gençlerin süsü, yaşlıların yüz karasıdır.
  • Yalnız erdemi bilmek yetmez, ona sahip olmak, onu yapmak da gerekir.
  • Yaratılış bakımından bütün kişiler öğrenmek isteği içindedirler.
  • Yetinmesini bilenler mutludur.
  • Yüreklilik güçle birleşince büsbütün artar.
  • Yalnızlık vahşi hayvanlara ya da Tanrı’ya mahsustur.
  • Yanlış yoldan gitmenin birden çok yolu vardır. Ama doğruyu yapmanın tek bir yolu bulunur. Yanlış yapmak bu yüzden kolay, doğruyu bulmak ise bu yüzden zordur.
  • Yapmadan önce öğrenmiş olmamız gerekenleri onu yaparken öğreniriz.
    • Nicomakos’a Etik
  • Yüce zihinli insan, insanların ne düşüneceğinden çok, gerçeğe aldırış etmeli.[
  • Yunusun havadaki sesi, ünlü harfleri ve onların kombinasyonlarını telaffuz edip, ünsüzleri edemeyen insanlarınkini andırır.
  • Zayıf, daima adalet ve eşitlik ister, halbuki bunlar kuvvetlinin umurunda bile değildir.
  • Zaman nedir, yapısı nasıldır? Bir varlık mıdır? Varlık dışı mıdır? Boşlukla bir ilgisi var mıdır? Değişim konusunda ısrarlı mıdır? Ve başlangıcı nedir?
  • Zamanın bir parçası var olmuştur, artık yoktur; öteki parçası ise olacaktır, henüz yoktur.

Soru, görüş, öneri ve yayınlanmasını istediğiniz yazı ve makaleleriniz için yorum bırakabilir veya info@metabilgi.com adresi üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

Sosyal Medya

Meta Bilgi

Araştırma Grubu at Metabilgi
2018 yılında yayın hayatına başlayan metabilgi.com üzerinde internet mecrasında bulunan birçok farklı alandaki bilgiyi derleyerek en sade ve anlaşılır biçimde ziyaretçilerine aktarmayı amaçlayan araştırma ve gözlem topluluğudur.
Sosyal Medya

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir