Trilobit Nedir? Trilobit Fosilleri Hakkında

trilobite fosili nedir

Paleontoloji bilimi yani türkçe adıyla fosil bilimi yüzyıllar öncesinde yaşamış canlıların günümüze ulaşan kalıntılarıyla ilgilenen ve adeta geleceğe ışık tutan bir bilim dalıdır.

Bu bilim dalının incelediği birçok fosil vardır. Binlerce fosili inceleyen bu bilim dalının özellikle dikkatleri üzerine çeken bir fosil hatta belkide tanımlanan en eski fosil trilobit olarak literatüre geçmiştir.

Peki trilobit nedir? Terilobitler hangi dönemlerde yaşamıştır? Trilobit fosilleri nerelerde bulunur ve diğer fosillerden farkı nelerdir birlikte inceleyelim.

Trilobit Fosillerinin Hikayesi

Çok uzun vakit önce…Hem de dinozorlardan dahi çok önce, yeryüzünde trilobit isminde enteresan bir canlı yaşıyordu. Bu canlının yaşadığı dönemde yeryüzünün yapısı çok farktı. Dünya büyük oranda denizlerle kaplıydı. Kıtaların da konumu çok farklıydı. Son zamanlarda olduğu gibi, birbirinden uzak yedi kıta yoktu; kıtalar birbirlerine bitişik konumdaydılar. Başka bir deyişle tek bir büyük kıta kaplıyordu yeryüzünün bir bölümünü. Gondwana ismindeki bu dev kıta Güney Kutup Bölgesi’ni örtüyordu.

Trilobit nedir
Trilobite fosili görsel resmi

Peki O dönemde Hayat Nasıldı?

O dönemin canlıları daha çok denizlerde yaşıyorlardı. Sadece nebatların bir bölümü karadaki hayata uyum sağlamaya başlamıştı. Denizlerde yaşayan canlılar arasında solucanlar, yumuşakçalar, denizhıyarları ve denizanaları vardı. Fakat en çok görülen canlılarsa, günümüzdeki yengeçlerin, akreplerin, İstakozların, örümceklerin ve sineklerin akrabaları olan ilkel eklembacaklılardı. Bu hayvanların ortak özellikleri, sert bir dış iskelete, segmentlerden (ayrı ayrı bölümlerden) oluşan bir gövdeye, hareket kabiliyetlerini artıran eklemli bacaklara ve dokunaçlara sahip olmalarıdır. İşte sizlere bu yazımızda anlatacağımız trilobitler de eklembacaklılardandı. Hem de yeryüzünde ortaya çıkan ilk eklembacaklılardı.

Trilobitlerin Ortaya Çıkışı

Trilobitler, takriben 550 milyon sene önce ortaya çıkmışlar ve 300 milyon yıl süresince dünyanın hemen hemen bütün denizlerinde yaygın bir biçimde yaşamışlar. Sonra da daha tam olarak bilinmeyen bir nedenden dolayı yeryüzünden yok olmuşlar. Kimi fosilbilimciler, ilkel balıkların trilobitleri avlayarak onların soylarının tükenmesine sebep olduklarını düşünüyorlar.

trilobit nedir resim
Trilobit fosilleri görsel

Trilobit Fosilleri Hakkında

Fosilbilimciler bugüne kadar dünyanın değişik bölgelerinde binlerce fark trilobit fosiline rastlamışlar. Fosiller çok uzun zaman önce yeryüzünde yaşayan ilkel hayvanların ve nebatların kalıntılarıdır. Denizlerde yaşayan canlılar can verdiklerinde deniz tabanına çökerler ve giderek tabandaki tortullar tarafından örtülürler. Bu sırada, can veren canlıların iskeletleri veyahut sert kabukları içindeki minik gözeneklere mineraller dolar. Tortulların peş peşe yığılmasıyla giderek alt tabakalar ve bunların içerdiği canlı kalıntıları taşlaşır. Böylelikle can veren canlı fosilleşmiş olur. Fosiller, canlıların evrimi, kıtaların geçmişteki konumu ve o dönemlerde egemen olan abuhavalara ait bir hayli emare verirler. Yine trilobitlere dönecek olursak, fosilbilimciler buldukları fevkalade çeşitlilikteki trilobit fosillerinden bu canlıların yaşadıkları dönemde denizlerde en yaygın görülen canlı türü oldukları neticenine varmışlar. Hem bu denli yaygın olmaları hem de sert bir dış iskelete sahip olmaları bu hayvanların birçoğunun fosilleşmesini sağlamış.

Trilobitlerin Özellikleri

Trilobitlerin gövdelerinin benzersiz bir yapısı vardır. Gövdeleri hem boylamasına hem de enlemesine üç bölümden oluşur. Boylamasına olan üç bölüm de yuvarlakça olduğu için bilim insanları bu canlılara °trf (üç) ve “lobus”un (yuvarlakça) bileşiminden oluşan trilobit ismini vermişler. Trilobitler enlemesine olarak baş (cephalon), göğüs (thorax) ve kuyruk (pygidium) bölümlerinden oluşuyorlar. Birçok trilobit türünün oldukça gelişmiş gözleri vardı. Göğüs bölümleri, segment denilen değişken sayıda bölümlerden oluşuyordu. Trilobitler ayrı olarak tıpkı günümüzdeki kaplumbağalar gibi gövdelerinin üst bölümünü örten savunucu bir dış kabuğa (iskelete) sahipti. Bu dış kabuk proteinli sert bir madde olan kitinden oluşuyordu.

Kayaların arasında rastlayabileceğimiz trilobit fosilleri ekseriyetle sadece bu sert dış kabuğu içerir. Oysa fosilbilimcilerin araştırmalarına göre, canlı trilobitlerin baş bölümünde solungaçları ve baş ucunda hareketli antenleri, ayrı olarak gövdelerinin alt bölümünde çok sayıda eklemli bacakları vardı. Boylarına gelince, bunlar oldukça küçük sayılabilecek hayvanlardı. Boyları ekseriyetle 2-7 santimetre arasında değişiyordu. Ancak, sadece 1 mm uzunluğunda olan çok küçük ve 70 santimetre uzunluğunda olan dev trilobit fosilleri de bulunmuştur.

Trilobitler Nasıl Yaşıyorlardı?

Trilobitlerin gövdelerini savunan zırhlarından söz etmiştik. Farklı trilobit türleri zırhlarının değişik biçimlerinden ayırt edilebilir. Zırhlarının biçimlerindeki çeşitlilik bu hayvanların çok değişik ortamlarda yaşamaya uyum sağladıklarını gösteriyor. Bugün, trilobitlerin sığ sularda olduğu kadar çok derin ortamlarda da yaşayabildiklerini biliyoruz. Birçoğu deniz tabanında ya da deniz tabanına çok yakın olacak şekilde yaşıyordu. Ancak kimi türler zamanlarını balıklar gibi yüzerek geçiriyordu.

Trilobitler Nasıl Beslenirlerdi?

Trilobitler değişik beslenme alışkanlıklarına sahipti. Bazıları başka canlıların kalıntıları ya da salgılarıyla beslenirken, bazıları tortulların arasına gömülüp değişik mikroskopik canlılarla besleniyorlardı. Zamanlarının çoğunu yüzerek geçiren trilobitler -ki bunların çoğu uzun dikenlere sahipti- başka canlıları avlayabiliyorlardı. Bunlar, yakaladıkları solucanları ya da başka yumuşak canlıları dikenleriyle parçalıyor, sonra da yiyorlardı.

Hemen belirtmeliyiz ki trilobitlerin gözleri, yaşadıkları ortamlara ve derinliklere bağlı olarak farklılık gösteriyordu. Mesela, gün ışığının ortamı aydınlattığı derinliklerde yüzen trilobitlerin gözleri, tıpkı bir sineğin gözleri gibi, binlerce nokta gözden oluşuyordu. Böylelikle etraflarında olup bitenleri kolaylıkla idrak edebiliyor, yaklaşan bir tehlikeyi hemen fark edebiliyorlardı. Fakat asıl enteresan olan, bu trilobitlerin gözlerindeki merceklerin kalsit (CaC03) mineralinden oluşmasıydı. Duru yapıdaki kalsit sayesinde etraflarını çok net görüyor olmalılardı. Çok derin ve karanlık ortamlarda yaşayanlarınsa, çoğunlukla gözleri yoktu. Bu tür ortamlarda gözler işlevlerini yerine getiremediğinden evrim sürecinde ortaya çıkmamışlardı.

Trilobitler Kendilerini Nasıl Müdafaa ediyorlardı?

Son zamanlarda yaşayan tespihböceklerinden) hatırlayacaksınız. Bu hayvanlar bir tehlikeyi sezdikleri anda gövdelerini, alt bölüm içerde, sert kabuk dışta kalacak şekilde top gibi kıvırıyorlar. Bu halleriyle sahiden de bir topa benziyorlar. İşte tıpkı tespihböceklerinin yaptığı gibi, trilobitlerin de bir takım türleri top gibi kıvrılma kabiliyetine sahipti. Böyle yaparak avlanmaktan veyahut yaşadıkları ortamdaki ani bir değişimden savunurlardı kendilerini. Hem de bir takım türler top gibi kıvrıldıklarında, bu biçimlerini savunmak için, gövdelerini bu şekilde kilitleyebiliyorlardı. Gövdelerinde dikenleri olan trilobitler kolay kolay başka canlılara yem olmazlardı. Zira top biçimini aldıklarında, tıpkı bir denizkestanesinde olduğu gibi, dikenleri her istikamete doğru uzanırdı.


Bkz. Fosil Ne Anlama Geliyor ve Nasıl Oluşur?


Trilobit fosilleriyle ilgili olarak metabilgi tarafından hazırlanan bu makale birtakım alıntılar içermektedir.


Soru, görüş, öneri ve yayınlanmasını istediğiniz yazı ve makaleleriniz için yorum bırakabilir veya info@metabilgi.com adresi üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

Sosyal Medya

Meta Bilgi

Araştırma Grubu at Metabilgi
2018 yılında yayın hayatına başlayan metabilgi.com üzerinde internet mecrasında bulunan birçok farklı alandaki bilgiyi derleyerek en sade ve anlaşılır biçimde ziyaretçilerine aktarmayı amaçlayan araştırma ve gözlem topluluğudur.
Sosyal Medya

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir